Apr 30 2012

Trajikomik bir yalı satın alma hikayesi…

Geçtiğimiz haftalarda hatırı sayılır haftalık ekonomi dergilerinden biriyle bir röportajım oldu. Röportajda holding şirketlerimizden biri olan ve 2011 yılında faaliyete geçen Turkey Sotheby’s International Realty’nin portföyünden konu açıldı ve portföydeki en gözde gayrimenkullerden birinin Zeki Paşa Yalısı olduğunu belirttim. Halen sahiplerinin içinde yaşadığı yalının 115 Milyon Dolar’a alıcı beklediğinden söz ettim…

Gazetecinin ses kayıt cihazı var ve bizim de Holding olarak arşiv amaçlı ses kaydımız bulunuyor her röportajda. Bu röportaj esnasında da teknolojinin nimetlerinden faydalanıp cep telefonumuzun kayıt tuşuna basmıştık.

Röportaj, deneyimli bir gazeteci tarafından yapıldı ve derginin 22 Nisan 2012 tarihli sayısında yayınlandı. Gelin görün ki, hiç söylemediğim cümlelerle ve hiç sahibi olmadığım gayrimenkullerle… Trajikomik bir hikaye olarak başlayan bu süreç, sosyal medyanın hızlı ve kontrol edilemez erişimiyle yayıldı, duyuldu, okundu, yorumlandı. Linkten konuyla ilgili atılan bazı tweetleri görebilirsiniz. Devamını Oku

Apr 17 2012

Alphan Manas Adlı Ruh Hastası Bir Ortağım Vardı…3

Sene 1989’un 7 Temmuz’u. Bayram tatil için arkadaşım Tunç Kılınç ile Antalya Club Med’e gitmeye karar vermişiz. Tunç ısrar ediyor “abi, lütfen senin araba ile gidelim, gezeriz”. Kıramıyorum. 34 EMN 1958 plakalı spor arabamla sabahtan yola çıkıyoruz.

Bilecik’e geldiğimizde birer soğuk kola içip yola devam ediyoruz. Biraz ileride asfaltlama çalışması var. Bir süre bekledikten sonra bizi ziftli bir bölümden geçiriyorlar. Lastik boşlukları, ziftle dolmuş durumda. Yolumuza devam ediyoruz. On-onbeş dakika sonra sağ şeritte yoldan hızla bir kamyon çıkıyor. Frene basıyorum ancak araba kızak gibi sağa sola savruluyor, kontrol etmek mümkün değil. Karşıdan ise bir araba geliyor ancak yavaşlama, sağa çekmeye niyeti yok. Nitekim, iki araba çarpışıyoruz. Benim ve Tunç’un emniyet kemerlerimiz bağlı. Karşı tarafta hiç kimsenin emniyet kemerini bağlamadığını daha sonra öğreniyoruz. Ben şoka girmiş vaziyette yaralılara yardım etmeye çalışıyor yoldan geçen arabalarla onları hastaneye göndermeye çalışıyorum. Nihayet jandarma geldi. Zabıt tutuldu. Ölümlü kaza olduğu için beni nezarethaneye aldılar. Daha sonra ise bir süre cezaevinde tuttular. Devamını Oku

Apr 16 2012

Alphan Manas adlı Ruh Hastası bir ortağım vardı…(2)

Bugünkü yazımıza Alphan Manas’ın 5 Aralık 2011 tarihli “BMW’ye Erken Binmek” adlı yazısındaki yalan ve çarpıtmalarıyla başlayalım. Sonra tarih sırasıyla geriye giderek diğer yalanlarını, çarpıtmalarını deşifre edelim. Okuyanlara önerim, öncelikle onun yazılarındaki benimle ilgili bölümleri okumaları, daha sonra yorumlarımı okumalarıdır.

Yıl 2002 Haziran… Levent, Manolyalı sokak, 20 numaralı iş yerimizden şu anda benim kullandığım yaklaşık 4.000 m2’lik iş yerine taşınıyoruz. Bu yer aslında TMSF’den alınan Universal Kart’a ait. Universal Kart’ın bize ayrıca böyle bir yararı da oldu. 750.000 TL’ye aldığımız şirketin kasasında 620.000 TL olmasının yanısıra, tüm makina, teçhizat, personel, müşterisi hazır bir şirket… Tüm altyapısı tamamlanmış bir binayı komple kiraladık. Yönetim katını da güzelce dekore ettik. 2001 derin ekonomik krizi sonrası olduğu için, iyi bir pazarlıkla bu yeri 10 yıllığına kiralamıştık. 1994’te yaşadığımız ekonomik krizde sıkıntıya düşmüş ve stresten bağışıklık sistemim zayıfladığı için akciğer enfeksiyonu geçirmiştim. Uzun süren mücadeleler sonucu o krizin etkilerini atlattık ve birçok firmanın sıkıntıya düştüğü o meşhur 2001 krizine bir lira borçsuz ve kasalarımızda para dolu olarak girdik. Ofisimizi kendi özkaynağımızla dekore edip, o dönem için ciddi paralar harcayabildik. Alphan’a arabaları değiştirmeyi teklif ettim. Başta ben almayayım dedi ama sonra onun da aklına yattı ve arabaları aldık. Alma zorunluluğu da yoktu zaten. Ben kendi paramla arabamı rahatlıkla alabiliyordum. Sadece benzin ve şoför maaşlarını şirketimiz ödüyordu. Farklı olan harcamalarımız, ortakların cebinden ayrıca ödeniyordu. Dolayısıyla o istemiş, almış, almamış kimseyi ilgilendirmez. Zorunluluk yok. Borcumuz sıfır. Sonuçta arabaları aldık. O arabaları almayalım diyen Alphan, arabasına binerken etrafını süzüp “kim bana bakıyor” edasıyla arabasına kurulurdu.

Gelelim borç yalanına… Iddaa için Mehmet Emin Karamehmet onayıyla Turkcell’den borcu 2003 senesinde aldık. Yani arabaları alıp araç kredi taksitlerini ödeyip bitirdikten sonra ve yine borçsuz harçsızken. Devamını Oku

Apr 11 2012

Alphan Manas adlı Ruh Hastası bir ortağım vardı…

Yıl 1987 sonları… Oğuz Manas (Alphan’ın babası) aradı. “Emin, Alphan’a ulaşamıyoruz, başına birşeyler gelmesinden korkuyoruz, galiba Bodrum’a Sanver’in yanına gitmiş” dedi.

Alphan, Colonial adlı bir Amerikan şirketinin Türkiye’deki tekstil fason işlerini yürütüyor. Neyse, sürekli hatalı üretimden bıkan Colonial, Türkiye operasyonunu kapatmak için iki Teksas’lıyı İstanbul’a gönderip işi devralıp kapattı. Alphan’ı da işten çıkardılar. Alphan, hayata küsmüş, Bodrum’a Sanver adlı arkadaşının yanına gitmiş. Ailesi ulaşamıyor, kimseyle konuşmuyor. Aradım, “annen-babanla konuş, merak ediyorlar” dedim. Aramış, rahatladılar. Daha sonra babası Oğuz Manas beni tekrar aradı. “Emin, Alphan’la ortak bir iş kurar mısın, tek başına yapamaz, senin gibi deneyimli birine ihtiyaç var” dedi. O sıralar tekstil işindeyim, işlerim de iyi. Kazandığımı gayrimenkule yatırıyorum. İkinci işim olarak 50-50 ortak ilk şirketimiz Exim A.Ş.’yi kurduk. Desem ki %10 hissen olacak, dünden razı. İki sene sonra baştan yarı zamanlı ilgilendiğim Exim’de işlerin sadece yönlendirmeyle olmayacağını görünce, tekstil işimi tasfiye edip tüm vaktimi Exim’in işlerine verdim. Üç sene şirketten beş kuruş para çekmeden birikimlerimle geçindim ve işi büyütmeye çalıştık. 1988 yılından 2006 yılında ortaklıktan ayrılana kadar işleri büyüterek geldik. Devamını Oku

Apr 9 2012

TRT Anadolu’nun konuğuydum

TRT ANADOLU’da yayınlanan “Gerçek Gündem Kalkınma” programının konuğuydum…
Devamını Oku

Navigation »
←Önceki Yazılar                                                                                                         

Emin Hitay

“İşte o an her şey yeniden başladı.”

Yenilikçi düşünce yapısına sahipseniz, hangi yaşta ve koşulda olursanız olun, “Neden olmasın?” diyerek her şeye yeniden başlarsınız.
Tüm hücrelerinizde, yüreğinizde hisseder, uyurken bile bunu planlarsınız.

Elbette zaman zaman kaybetmeyi, hatalarla birlikte yaşamayı, onlarla büyümeyi de öğrenmelisiniz! Bu nedenle, hayatımda yenilikçiliğin, aldığım yenilikçi kararların önemini anlatan en güzel cümlelerden biri budur:
“İşte o an her şey yeniden başladı.”

Sayfa İçi Bağlantılar

@Sosyal Medya

Blog Arşivi